ForumIRC.Com - Tekil mesaj gösterimi - Türk Mitolojisinde Hayvanlar ve Renkler Ne İfade Ediyordu?
Standart Türk Mitolojisinde Hayvanlar ve Renkler Ne İfade Ediyordu? #1
Dea Dia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Alt 25 Temmuz 2021, 03:02
Standart Türk Mitolojisinde Hayvanlar ve Renkler Ne İfade Ediyordu?

Türk mitolojisindeki hayvanlar denince aklımıza ilk başta kurt, at ya da kartal gibi hayvanlar gelse de aslında ejderhadan anka kuşuna kadar pek çok hayvan mitolojimizde kendisine yer bulmuş. Renklerin kullanımının ise ifade ettikleri yönlerden yüklenen özel anlamlara kadar pek çok farklı yöntemi var.

Ala geyikten heybetli kurtlara: Türk mitolojisinde hayvanlar

Türk mitolojisinde hayvanların yeri oldukça önemli. Yüzyıllar boyu pek çok hayvan farklı anlatılarda kutsanmış, temsil etikleriyle dönemin inançlarına ve anlayışına ışık tutmuş. Başta kurt ve geyik gibi hayvanlar olmak üzere farklı kültürlerin de etkisiyle mitolojide yer edinmiş ejderha, anka kuşu gibi bazı hayvanlar, pek çok destanda ve hikayede kendine yer bulmuş.

Bu hayvanlardan bazılarını tanımak ve Türk mitolojisinde kendilerine nasıl yer bulduklarını, ne anlam ifade ettiklerini anlamak için lafı daha fazla uzatmadan listemize geçelim.

Fantastik kuşlar:



Anka kuşu, garuda ve griffon; her biri pek çok farklı mitolojide de yer alan kuşlar.

Aslında anka kuşu, simurg ve phoenix olarak da bildiğimiz ve Mısır ve İran mitolojisinde de yer alan bir diğer adıyla Zümrüdüanka kuşu. Bu kuşun Türk mitolojisinde en çok 'devlet kuşu' ya da 'talih kuşu' olarak da anılan Hüma (Umay) kuşu ile ilişkili olduğu düşünülüyor. Çünkü her iki kuş için anlatılan hikayeler pek çok yönüyle benzerlik taşıyor. Anka kuşuna dair farklı anlatılarda dev gibi bir kuş olduğu, kanatlarını açtığında ise yeryüzünün karanlığa büründüğü gibi hikayeler anlatılır.

Garuda ise aslında Hint mitolojisinde yer alan bir efsanevi kuş fakat kendisine Türk mitolojisinde de yer bulmuş. Kimi hikayelerde tanrılarla savaşan bir karakter olarak yer alan garudalar kimi hikayelerde ise kutsal yılanlarla mücadele eden bir karakterdir. Hayat ağacının dalları üzerinde bulunan bir yumurtadan çıkan garudaların dünyaya geliş şeklinin, şamanların doğumuyla benzerlik gösterdiği söylenir. Garudaların Türk mitolojisinde eşleştiği karakterlerden biri ise Karakuş olarak bilinen bir hayvan. Bu hayvan da tıpkı garudalar gibi hayat ağacının dallarında dünyaya gelir. Kolları ve bacakları insan gibi olan garudalar Türklere ait bazı antik eşyaların üzerinde pek çok kez tasvir edilmiş.

Fantastik kuşlardan sonuncusu ise grifonlar. Griffinler neredeyse tüm mitolojilerde yer alıyor. Türk mitolojisinde ise daha çok kartal başlı griffinler olarak yer alıyor. Göğü, ilimi, irfanı ve kuvveti temsil eden griffinlar gök tanrının temsili olarak da anılıyor.

Ejderhalar:



Ejderhalar aklımıza doğrudan Çin mitolojisini getirse de Türk mitolojisinde de yer almış. Aslında bu çok da şaşırtıcı değil çünkü Çin ve Türk mitolojilerinin birbirlerini beslediği farklı noktalar var. Başlangıçta bereket, refah, güç ve kuvvet temsili olan ejderhalar ilerleyen dönemlerde farklı kültürlerin etkisiyle kötülüğün simgesi haline gelmiş.

Kartal ve diğer avcı kuşlar:



Kartallar ve genel olarak yırtıcı kuşlar, Türk mitolojisinde oldukça önemli bir yere sahip. Şaman ruhlarını ifade etmek için kullanılan kartallar, gök tanrının timsali olarak da anılmış. Dünya ağacının tepesinde tasvir edilen kartallar, önemli bir türeme timsali. Özellikle Göktürk ve Uygur dönemlerinde kartallar ve yırtıcı kuşlar, hükümdarların ve beylerin koruyucu ruhları ve adaletin temsilcisi olarak yer alıyor. Kartalların yukarıda da bahsettiğimiz üzere aslan vücutlu, kartal başlı griffin temsillleri de mitolojimizde sık sık yer almaktaydı.

Geyik:



Türk mitolojisinde önemli yer tutan bir diğer hayvan ise geyik. Şaman törenlerinde şamanların suretine büründüğü hayvanlardan biri geyik. Bu sebeple geyikler kutsal hayvanlar olarak anılır. Özellikle beyaz geyiklere yüklenen bu anlamların yanında al ya da kahverengi geyiklerin yer altı ile ilişkilendirildiği bilinir. Kimi hikayelerde peşlerine taktıkları avcıları yer altına yani ölüme götüren geyiklerden bahsediliyor. Ancak bambaşka bir geyik temsili olarak, geyiklerin 'deniz tanrıçası' olarak anıldığı bir Göktürk efsanesi de var.

At:



Atlar şamanların gökyüzüne çıkarken ya da yer altına inerken kullandıkları binekleri olarak anlatılıyor. Bu da onları hem 'uğurlu' ve kutsal, hem de ölümü temsil eden hayvanlar haline getirmiş. Gök tanrının simgelerinden biri olarak da yer alan atlar aynı zamanda ona kurban edilen hayvanların başında geliyor. Atlarla ilgili olarak göğe çıkmada şamanlara yardım ettikleri için 'kanatlı' olarak tasvir edildiği anlatılar da var.

Balık:



Balıklar Türk mitolojisinde özellikle Altay yaratılış destanında önemli bir yere sahip. Garip bir şekilde gök gürültüsünün hayvan biçimindeki tasviri olarak karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda göl ve nehir kenarlarında yaşayan Türk topluluklarında bereket, refah ve bolluk timsali olan balıklar, evlilikte ise mutluluk ve üremenin temsili olarak yer alıyor.

Kurt:



Kurt, Türk mitolojisinde yer alan hayvanlar söz konusu olduğunda akla ilk gelen hayvan. Bunun sebebi ise erken dönemden itibaren günümüze kadar uzanan bir kullanımının olması. Başlangıçta yalnızca bir totemken zaman içinde egemenliğin temsili haline gelen kurtlar, yol gösterici olarak anlatılmış; koruyucu hayvan olarak hikayelerde kendine yer edinmiş. Aynı zamanda gökle ilişkilerine bakıldığında ise aydınlığı ve ışığı temsil eden kurtlar, kimi anlatılarda gökten ışıkla birlikte iniyorlar ve saflığı, iyiliği, erdemi temsil ediyorlar.

Siyahtan beyaza: Türk mitolojisinde renkler



Türk mitolojisinde ve kültüründe renklerin ne ifade ettiğini anlamaya çalışırken karşımıza çıkan ilk nokta 'yönler' oluyor. Eskiden dört ana yön farklı renklerle temsil edilirmiş. Bu davranış, Türk topluluklarında olduğu gibi Çin kültüründe ve mitolojisinde de yer edinmiş bir davranış ve renklerin edindikleri anlamları da doğrudan etkilemiş.

Kara (siyah):

Kara, kuzey yönünü temsil eden renk olarak karşımıza çıkıyor. Kuzeyde yer alan bir şehir ya da yer 'kara' olarak anılıyor. Örneğin Karahanlıların isminin ya da Türkmenistan'da bulunan Karakum çölünün isminin buradan geldiği söylenir.

Kara aynı zamanda tıpkı pek çok kültürde olduğu gibi Türk kültüründe ve mitolojisinde de 'yas, ölüm, keder, acı' temsili olarak karşımıza çıkıyor ve uğursuz bir renk.

Kırmızı:

Kırmızı, karanın tam karşısında yer alan ve güneyi temsil eden renk. Fakat farklı tonlarına farklı isimler verilerek sık sık kullanılmasından ötürü pek çok farklı anlamı olduğunu görüyoruz. Burada karşımıza kızıl, al ve kırmızı olarak üç farklı kullanım çıkıyor ve her birinin birbirinden ayrılan yönleri var.

Örneğin al, daha çok al bastı al karası hikayelerinde olduğu haliyle 'negatif' bir anlama sahipken kızıl renk ise 'kızıl elma' efsanesi sayesinde daha pozitif bir imaja sahip. Kızıl elma, 'ulaşılmak istenen yer, hedef, gaye' anlamına geliyor ve Türk hükümdarları için önemli bir temsil. Kırmızı ise daha çok kanla ilişkilendirilen bir kelime ve zaman zaman savaş ve zafer rengi olarak anılırken bir yandan da bambaşka bir bakışla 'düğün ve gerdek rengi' olarak yer alıyor.

Mavi:

Mavi, Türk mitolojisinde en uğurlu ve en bereketli renklerden biri. Bunun sebebi ise doğrudan gök tanrı ile ilişkilendirilmesi. Zaman zaman beyaz ve yeşil ile bir tutularak benzer anlamlar taşıyan mavi, içinde her şeyin yer aldığı sonsuz boşluğu temsil ediyor. Bir isimle birlikte sıfat olarak kullanıldığında ise o ismin gök tanrıyla ya da gökte olan ruhlarla ilişkili olduğu anlamına geliyor.

Aynı zamanda dişil enerjinin rengi olarak mitolojide yer alan mavi, saygınlığında bir temsili. Genellikle ortak öğelere sahip olduğumuz Çin mitolojisinde ise gariptir ki mavi renk 'şeytani' ve kötü bir renk olarak anılıyor. Türk mitolojisinde ise nadiren negatif anlamlar yüklenen bir renk olduğunu görüyoruz. Bu da zaman zaman matemin rengi olan mor ve siyahla birlikte anılmasından kaynaklanıyor. Mavinin temsil ettiği yön ise doğu.

Beyaz:

Beyaz, az evvel bahsettiğimiz mavi renge yüklenen tüm tanrısal anlamları zamanla kendi üzerine almış. Bunun sebebi olarak ise Türk mitolojisinde zaman içerisinde gök tanrının yerini tanrı Ülgen'in alması gösteriliyor. Bu da gök rengi olan mavi yerine beyazın tanrının rengi olarak anılmasına yol açmış. Ülgen'e yaratma ilhamı veren tanrıçanın da adı Ak Ana'dır.

Zaman içerisinde göğe ait olan ya da iyilikle ilişkilendirilen tüm tanrı ve tanrıçalarla ilgili olarak sık sık karşımıza beyaz renk çıkar. Beyaz renk aynı zamanda batı yönünü temsil eden renk.

Alıntı
__________________

To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.